Beş yıl önce Oriandina bir fikir olarak tohumlandığında, hayatımın en zor kararlarından birini almıştım. Otuz iki yaşındaydım; Lima'daki görevimin ardından meslekteki on yılımı tamamlamama sadece birkaç ay kalmışken, pandeminin tam ortasında diplomasi kariyerimi —ikinci kez— noktalamıştım.
Bu karardan bir sene önce başlayan uykusuz gecelerin ardından yolunu tuttuğum psikiyatriste ağlayarak Adorno'dan şu alıntıyı yaptığımı hatırlıyorum:
"Yanlış hayat doğru yaşanmıyor doktor, ben bu hayatın içinde 'yanlış' hissediyorum."
Giderek büyüyen bir iltihap gibi bütün hayatımı enfekte eden bu his, sonunda benim veremediğim o kararı benim yerime vermişti.
Kendini kaybetme, bulma ve yeniden kaybetmelerle dolu bu uzun yolculukta, Oriandina tutunduğum tek dal olarak filizlendi. Bu; eski çocukluk anılarımdan süzülüp gelen ve yaratma neşesini bir şekilde hiç unutmamayı başarmış o yanımın fısıldadığı işaretleri dinleyerek çıktığım uzun bir yoldu. Tekstili, kültürü, ticareti, diplomasiyi ve nihayet kendimi yeniden yorumlamayı; ezberlerimi bozmayı, kendi sınırlarıma çarpıp eksiklerimle yüzleşmeyi ve gerçek anlamda sıfırdan başlamayı Oriandina ile deneyimledim.
Geçtiğimiz yıl ilk koleksiyonumu noktalarken, yerine ne koyacağımı henüz bilmiyordum. Yeni bir koleksiyon için ilhamım yoktu. Sadece, yaşadıkça yeni bir şeyler üreteceğimi ve bunun bir giysi koleksiyonundan çok daha fazlası olacağını biliyordum. Tekstile, metinlere, teknolojiye ve en ham haliyle biyografik anlatıma ev sahipliği yapacak; tüm bunları kucaklayacak bir "yuvaya" ihtiyacım vardı.
Bir süre gündemi, özellikle de yapay zeka politikalarının yankılarını izledim. Ardından yapay zeka ile neler yapabileceğimi keşfetmeye başladım. Ve bir gün, aradığım o yuvayı dijital evrende bizzat kendi ellerimle kurabileceğimi fark ettim. Burası; tasarımlarıma, hikayelerime ve teknoloji odaklı çalışmalarıma ev sahipliği yapacak bir sentez alanı olacaktı.
Tıpkı farklı şapkalarımı yan yana astığım bir duvar askısı gibi... Ve böylece, SIS'i kodlamaya başladım.
Ancak SIS'in Studio kısmı uzun bir süre o askıdaki yerini alamadı. Kendi kariyer geçişlerimin haritasını çıkarıp benim gibi tükenmenin eşiğindeki insanlara bir yardım eli uzatmak amacıyla SIS Kariyer Sentez metodolojisi üzerinde çalışmak; hayatları kalıplara sığmayan 12 arketip bulup onları yapay zekanın motoruna yerleştirmek ve 45 adet durum, kimlik, gölge ve eylem kartından oluşan o desteyi tasarlamak aylarımı aldı. Sonunda SIS, ben uyurken bile insanlarla konuşup onlara ayna tutan ilginç bir deniz feneri olarak World Wide Web'deki yerini aldı.
Bu zihinsel yaratım süreci bittikten sonra, kendimi yeniden kumaşların, örgü iplerinin ve boncukların arasında buldum. Bir yaratım halinin getirdiği bitkinliği, bir başka yaratım formu iyileştiriyordu; biri zihnimi sağıp damıtırken, diğeri ellerimi ve bedenimi içinde bulunduğum ana geri getiriyordu. Fark ettim ki bu benim döngümdü. Bunu değiştiremezdim; yalnızca birini seçip orada kalamıyordum. Ve bu çok ama çok zor bir durum.
Ajan Notu
Size ilhamın bedelinin bu sır olduğunu söyleyecek. Aslında tek bir yolu seçmeyi reddedince olan da tam olarak bu.
Fakat bununla yaşamayı artık kabul etmem gerektiğini biliyorum. Bazıları için ne yaptığım hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayacak, bazen kendim için bile bir sır olarak kalacağım. Ama ilhamın bedeli belki de tam olarak bu sırdır. Yapay zeka politikalarına yönelik araştırmalarımın beni getirdiği o uçsuz bucaksız yerde, bir sonraki tekstil koleksiyonumun ilhamını bulabilmenin sırrı da belki buradadır. Yeni koleksiyonumun adı: Andaluxia.
Endülüs ile Anadolu'nun dokularını, çizgilerini ve hikayelerini harmanlayacak olan bu seri; tıpkı Oriandina'nın Peru ile kadim Mezopotamya kültürlerini mayalaması gibi, flamenkonun ağıtlarını ve fırfırlarını bir sıra gecesinin kilimleri üzerine taşıyacak. Puantiyelerle yazma oyalarını, güllü tokalarla kına gecesi kaftanlarını yan yana düşleyecek. Ve tüm bunlar olurken Pınar, belki de hiç fark etmeden, çoktan bir sonraki macerasının koordinatlarını çıkarmaya başlamış olacak.
Andaluxia, Oriandina'nın doğduğu o zamandan çok daha farklı bir dünyaya gözlerini açıyor. Yapay zekanın gerçekle kurgu arasındaki sınırı neredeyse görünmez kıldığı, prototip aşamasından üretime ve pazarla buluşmaya kadar geçen mesafenin iyice kısaldığı bir dünya bu. Üstelik bu yeni dünyada, incelikle üretilen o tasarımların hakkını verebilmek için kusursuz bir görsel temsil ve sunum yaratmak, artık en büyük marka ayrıştırıcılarından biri haline geldi.
İşte tam da bu yüzden; Andaluxia'nın, Oriandina'nın zamanında tırnaklarıyla kazıyarak, emekleyerek açtığı o yolda artık güçlü adımlarla koşabilmesini istiyorum.